safsata.org / thatissopunkrock.org

ramblings of an insignificant soul
RSS icon Home icon
  • eşkıya

    Posted on June 8th, 2009 oktay No comments

    Oturduğum binanın arkasında Şehitler Parkı denen bir park var. Bakımlı bir çim alan, bayrağı yere dikmiş “düşmüş asker”, ve mermer kaplama bir duvarda ölen askerlerin isimleri — rütbe sırasına göre.

    Dediğim gibi güzel bir park. Ben de diğer köpek sahipleri ile birlikte Puf’u orada gezdiriyorum. Hepsi Golden Retriever olduklarından çok iyi anlaşıyolar ve alt alta üst üste oynuyorlar.
    Continue/Devam »

  • Protected: İstanbul - Bartın gezisi 2. Bölüm

    Posted on June 4th, 2009 oktay No comments

    This post is password protected. To view it please enter your password below:


  • İstanbul - Bartın gezisi 1. Bölüm

    Posted on June 2nd, 2009 oktay No comments

    (Gezinin ilk bölümünde kahvaltı ederken tuttuğum notlar esas alınarak yazıldı)

    31 Mayıs 2009 - Pazar

    Sabah Puf gezdirildikten sonra yola çıkılıyor. Saat 9:30 civarı olmalı.

    Boğaz köprüsü gişesinden geçtikten sonra hızla kalkınca viteste bir sorun oldu. 2 ile 3 arasını geçerken vites kolu boşaltıyor, bırakıp bir daha denediğimde geçiyor. Bir kaç defa deneyip, geri dönmeye gerek olmayan bir sorun olduğuna karar veriyorum.

    İlk durak Şile. Daha önce Ömerli tarafına defalarca gittiğim yol. Beşiktaşın Ümrani’ye tesislerinin yanından geçilerek gidiliyor. Bu yolu genişletme faaliyetleri sürüyor.  Yol genellikle düzgün ve geniş, fakat rampalara, aniden çıkan virajlara ve kamyonlara dikkat.
    Continue/Devam »

  • 68 kuşağı

    Posted on June 2nd, 2009 oktay No comments

    “Biz 68 kuşağının çocuğuyuz. Biz barış istedik sen bizi astın be gavat”

  • Sabah 4′de araca servis McDonald’s muhabbetleri

    Posted on December 3rd, 2007 oktay No comments

    Havalanından dönerken biraz birşey yiyeyim dedim. Benzincideki McDonald’s a girip sipariş penceresine geldim. Diyaloğumuz şöyle:

    Ben: Bir doublecheesburger.

    McAdam: Menü mü tek mi?

    Ben: Tek.

    McAdam: Onu Big Mac yapalım. Yoksa beklersiniz.

    Ben: Doublecheeseburger.

    McAdam: Bekleyeceksiniz yani.

    Ben: Evet

    Yaklaşık 2-3 dakika sonra da doublecheeseburger elimdeydi. Fast food neden belli bir ürünün stoğunu yapma ihtiyacı duyuyor bilmiyorum. Kaldı ki beklersiniz dediği süre de bir fast food restoranı için kabul edilebilecek kadar kısa.

    O zaman biz bu diyaloğu niye yaşadık? Big Mac’den prim mi alıyorlar?

    Not: Bunu ilk defa yaşamadım. Hep oluyor. Herkes gibi Big Mac istesem herhalde sorun çözülecek.